Yaralarım Neden Kötü İyileşiyor

Yaralarım Neden Kötü İyileşiyor? Estetik Yara Tedavisi

Yaralarım Neden Kötü İyileşiyor? Bir operasyon sürecinde, yapılacak girişimden sonra vücutta ne kadar iz kalacağı her zaman hastaların kafasını kurcalar. Hatta kalacak "iz" , ameliyat olma kararını birebir ilgilendirmektedir. Hastalar teraziye koyacak net bilgiler ister.

Kimi işlemlerden sonra vücutta hiçbir iz kalmazken (liposuction ya da burun estetiği gibi), vücuttan fazla cildin de kesilip alındığı işlemlerde (meme dikleştirme, karın germe gibi) operasyon sonrasında mutlaka iz olacaktır. Unutmamak gerekir ki "fazla cilt dokusu" varlığında kesi ve dolayısı ile "iz" kaçınılmazdır.

Ancak iz konusu gözünüzü korkutmasın. Çünkü ameliyattan hemen sonra belirgin olan dikiş hattı, iyileşme dönemi sonunda iyice belirsizleşerek silik beyaz bir hat şeklini alır. Bu hat hiçbir zaman yüzde yüz kaybolmaz, ancak zamanla hastanın bile gözünün seçemeyeceği kadar belirsizleşir. Fakat bu durum "optimum" koşullarda bu şekildedir.

Başından daha önce izli bir operasyon süreci geçmiş olan hastalar da, zaman zaman duymaya aşina olduğumuz bir cümle vardır. “Yaralarım neden kötü iyileşiyor?” Evet bazı hastaların yaraları kısa zaman içinde çok iyi bir şekilde iyileşme gösterirken, bazı hastaların yaraları geç iyileşir. Dikiş hattı belirgin hatta kimi zaman da hafif kabarık şekilde olabilir. Yer yer ele sertlikler gelebilir.

Yara iyileşmesi ne demektir?

Bozulan vücut bütünlüğünü sağlamaya yönelik iyileşme aktivitesine "yara iyileşmesi" denir. Madde madde sıralayıp yara iyileşirken neler olur bir bakalım;

a- Hemostaz: Oluşan keside damarlar zedelenmişse (neredeyse %100) kan damar dışına çıkar. Çok uzatmaya gerek yok.."yara kanar". İşte bu kanamayı durduracak vücudun mucizevi bir mekanizması vardır. Pıhtılaşma adını verdiğimiz bu işlem, vücut kan hücrelerinin bir şekilde damar bütünlüğünün bozulduğunu anlamasıyla başlar. İçine trombosit dediğimiz kan sıvısı içerisinde bulunan hücrecik parçalarının da karışmasıyla tamamlanır. Pıhtı oluşur.

pıhtı içerisinde veya hemen kenarında yer alan bazı hücrelerin "bu bölgede iyileşme gerekiyor" çağrısı üzerine bu alanda bir "yangı" yani "inflamasyon" başlar.

b- Proliferasyon: İşte bu inflamasyon çağrısı ile yara bölgesine yeni damar yapıcı, yeni doku yapıcı hücreler göç eder. Yara iyileşme bölgesi, yeni damar ağızları, binbir çeşit hücre ve bu hücrelerin ürettiği maddeler ile dolar. Bol bol genç kollajen sentezlenir.

c- Maturasyon: Yara iyileşme bölgesindeki bu hücre ve madde yoğunluğunun yatışarak, dokunun normale dönme aşamasıdır. Fazla kollajenler eritilir ve olgun forma döner.

Dikiş yerlerinde görülen bu iyileşme bozuklukların sebebi nedir?

Yara iyileşmesi bölümünde anlatılan aşamalardan herhangi birisini bozan her hangi bir faktör; "yara iyileşmesi bozukluğu"na yol açar.

İyileşme bozukluğunun ilk ve en önemli nedeni arasında sigara kullanımı gösterilebilir. Özellikle uzun dönem boyunca sigara içen kişilerde bunun olumsuz örnekleri daha ağır ve baskın şekilde karşılaşılır. Sigara, dolaşımı bozduğu için damarlardaki oksijenlenme seviyesini de düşürür. Normal şartlar altında insan vücudu herhangi bir kesik durumunda, yaranın iyileşmesine yardım edecek ve hızlandıracak mükemmel bir dizayna sahiptir. Ancak “sigara” faktörü, bu mükemmel dizayna zarar veriyor.

Bu zarar sadece akciğerler ile sınırlı da değil. En önemli hasarlardan biri de vücudun yara iyileştirme kapasitesinin düşmesi ile oluyor. Operasyon sonrasında dikiş hattı, dolaşımdaki aksama yüzünden çok geç iyileşiyor. Bu süreçte de enfeksiyon gibi istenmeyen durumlara açık hale geliyor. Uzun süren iyileşme sürecinden sonra da cilt renginde farklılık oluşabiliyor. Hiç sigara içmeyen bir bireyin dikiş hattı neredeyse hiç belli olmayacak şekilde iyi bir iyileşme geçirirken, sigara içen bireylerde bu iz daha koyu renkli ve belirgin olabiliyor.

Yara iyileşmesinde “genetik faktörler” de oldukça etkili. Eğer kalıtımsal olarak yara iyileşme bozukluğunuz varsa, bu da operasyon sürecinde iyileşme sürenizi uzatabilir.

Cilt kalitesinin iyi olması, iyileşme bakımından etkin rol oynayan unsurlardan biridir. Örneğin uzun zamandır düzenli olarak cildine kese, peeling gibi ölü deri arındırıcı bakımlar yapan, derisini her zaman krem ve yağlarla nemli tutan bir bireyi düşünün. Bu saydıklarım bir yaranın iyileşmesine direk olarak etki etmez. Ancak bunlar cilt kalitesini arttırıcı işlemlerdir. Epidermal kalınlık arttıkça, cilt iyileşmesi yavaşlar. Dolayısıyla düzenli vücut bakımları direk olarak etkilemese de, yara iyileşmesine pozitif bir katkı sağlayabilir.

Ameliyat sonrası yara izlerinde esmer tenliler daha geç iyileşir. Bu yüzden beyaz tenli hastalar, daha silik ve belirsiz bir iyileşme yaşayacağı için her zaman daha şanslıdırlar.

Beslenmenin yara iyileşmesine etkilisi var mı?

Ameliyat sonrası yara iyileşmesinde en sık sorulanlardan biri de hastanın “ne yiyip, ne içmesi gerektiği” üzerine olur. Aslında direk olarak tek bir gıda için iyileşmeye olumlu katkısı var diyemesek de, C vitamini bakımından eksik beslenmenin yara iyileşmesini geciktirdiği bilinmektedir.

Güneş Faktö

Ameliyattan sonra bütün hastalarımıza iyileşme dönemi boyunca güneşten korunmalarını isteriz. Bu ezbere olarak verilen bir tavsiye değildir, dikiş hattının belirsizliği için son derece önemlidir. Güneş altında bronzlaştığımız zaman melanin pigmentleri artar. Dikiş hattı henüz iyileşme aşamasındayken, bu bölge güneşe maruz kaldığında yara üzerindeki melanin pigmentleri de artar ve dikiş hattı da cilt ile birlikte bronzlaşır.

Daha sonra cilt bir süre sonra bronzluğunu kaybeder ve eski tonuna döner, ancak dikiş hattındaki koyuluk geçmez. Bronzlaşırken bu bölgenin aldığı renk, kalıcı olur bu da belirginliği arttırır. Dolayısıyla her zaman iyileşme dönemi boyunca dikiş izlerini güneşten korumak gerekir.

Keloid ya da Hipertrofik Skar ( Kabarık yara iyileşme bozukluğu)

Keloid ve hipertrofik skar arasında farklar olmakla beraber, yüzeyden kabarık, geniş şekilde çirkin iyileşen yaralarda bu ikisinden birisi olabilmektedir.  Yara iyileşme aşamalarında bahsedilen maturasyon sürecinde, sistemi bozan bir neden varlığında (çoğunlukla genetik belki nörolojik ve psikolojik?) genç kollajenler olgunlaşmaz, çoğalmaya devam eder ve tıpkı kanser hücresi gibi duracağı yeri bilmediğinden yara kenarından taşar. Kızarık, kalın, kaşıntılı, çirkin görünümlü bir "iz" olarak gözükür.

Hasta kendinde keloid olduğunu biliyor ise, yeni bir operasyondan önce mutlaka iyice düşünerek kar-zarar terazisi ile operasyon kararını almalıdır. Daha önceki yarasında iyileşme bozukluğu görülen bir hastanın, başka bir operasyonda da bu durumla karşılaşması yüksek bir ihtimaldir. Hekim bu durumda ameliyatı yapmaktan kaçınabilir.

Hasta Keloid yani yara iyileşme bozukluğu olduğu halde operasyona karar verebilir. Böyle bir durumda dikiş hattında oluşabilecek muhtemel sertliği en aza indirmek için uygulanacak bir kaç yöntem mevcuttur.

a- Silikon jel bandı: dikişlerin alınır alınmaz, yara hattı boyunca yapıştırılır. Bu jeller ticari olarak satılır. Hatta meme operasyonları için hazır Ters T şekilinde jeller mevcuttur. Bu jeller en az 6 ay boyunca yara hattının üzerinde kalması gerekir. Tabii ki banyo sırasında çıkarılır ve kurulandıktan sonra tekrar uygulanır. Etki mekanizmasının yara hattı boyunca karbondioksitten zengin bir çevre yarattığı bunun da kollajen oluşumunu azalttığı için yaranın fazla kabarmasını engellediği düşünülmektedir.

b- Kortizon enjeksiyonu: Oluşmuş keloidi yumuşatmak için kullanılır. 15 gün ara ile 3 seans önerilir. Tam lezyon içine yapılması gereklidir. Bir miktar ağrılıdır. Bu sebeple içine lokal anestezik madde de karıştırılır. Yapıldığı dokuda incelme sağlar. Eeğer sağlıklı dokuya gelirse, o bölgede zayıflık yapabilir. 

c- Silikon jel uygulama: Bandı ile aynı mantıkta kullanılır. En az 6 ay günde 2 defa kullanılması önerilmektedir.

Yaralarım, Neden, Kötü, İyileşiyor


Doktorunuza Sorun

Adınız
E-Mail
Telefon




TANITIM FİLMLERİMİZ